Bir meraklı Prof. Dr. Süleyman Ateş’e Sorar. Peygamberimiz Hz. Hüseyin hakkında Ayşe’ye şöyle demiş mi? "Ey Ayşe, şu çocuğa iyi bak. Bu çocuğu ileride Kerbela’da öldürecekler. Kanını mahşer yerinde bana getirecekler"

Aynı kişi bir soru daha eker. Peygamberin böyle demesi mümkün mü? Oysa Peygamberimiz öyle gaybleri bilecek kişi olmamalı…

 

Bakın Hocanın müthiş cevabına…

Bu rivayet, kesinlikle yalandır, uydurmadır. Geleceği Allah'tan başka kimse bilmez. Kaldı ki Ayşe, Ali evladı yanlısı olmamıştır, Hz. Ali’ye karşı karşı olan safta yer almıştır. Kur'ân gaybı Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceğini vurgular. Peygamberimizin, Aleyhisselâm büyük ihtimalle Kerbela diye bir yerden haberi bile yoktu. Maalesef bu tür uydurmaları dine sokup dini yalanlarla bozdular. Annesi Fâtıma dururken Ayşe niçin Hüseyin'e baksın, Hüseyin'in annesi Ayşe değil, Fatma'dır. Hüseyin Ayşe’nin yanında değil, annesi Fatıma’nın yanında idi. Ayşe o çocuğa nasıl bakacak? Akılsız, mantıksız bir uydurma!

 

http://www.suleyman-ates.com/index.php?option=com_content&view=article&id=416:ezan-okunurken-ne-demeli-okuduumuz-dua-ve-kuran-nasl-balayacaz-uyduruk-kerbela-rivayeti-&catid=38:haziran-2012

 

Süleyman Hoca, bu, Hz. Muhammed’i yetersiz ve noksan gösterip küçük düşürmek, ardından birilerini öne çıkarıp daha önemli göstermek ve Peygamberimizin yerine koymak iştahıyla verilmiş bir cevap olmasın… Siz Peygamberimizi ne hale getirmişsiniz böyle.

 

Oysa Yüce Allah Hz. İsa için ne bakın diyor. Onu İsrail oğullarına (şöyle diyen) bir elçi yapacak: Ben size Rabbinizden bir mucize getirdim: Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratır, ona üflerim, Allâh’ın izniyle hemen kuş oluverir; körü ve alacalıyı iyileştiririm; Allâh’ın izniyle ölüleri diriltirim; evlerinizde ne yeyip, ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Ali İmran 49

 

Ey Meryem oğlu Îsâ, sana ve annene olan nimetimi hatırla, hani seni Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitabı, hikmeti, Tevrât’ı ve İncil’i öğrettim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun, benim iznimle kuş oluyordu; anadan doğma körü ve alacalıyı benim iznimle iyileştiriyordun; benim iznimle ölüleri (diriltip kabirlerden) çıkarıyordun. Maide 110.

 

“Ben Allâh’ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı.” Meryem 30

 

Gördünüz değil mi, Hz. İsa’nın Allah’ın izniyle neler yapabildiğini? Bir sürü mucize yetmezmiş gibi gaipten haberler de verebiliyor. İnsanlara evlerinde ne yiyip ne biriktirdiklerini sayabiliyor. Daha üç günlükken de İncil’i biliyor. (bana Kitabı verdi)

 

Dahası Allahın Kuran’da rahmet verdiği ve ona katından bir ilim öğrettiği ve kullarımızdan bir kul diye tarif ettiği kişi bakın Hz. Musa’ya ne diyor:

 

İşte, dedi bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana sabredemeğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim. O (yaraladığım) gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı. Oğlana gelince: Onun anası babası mü’min insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk. İstedik ki Rableri onun yerine onlara ondan daha temiz, daha merhametli (ana babasına iyilik eden) birini versin. Duvar ise şehirde iki yetim çocuğun idi. Altında onlara ait bir hazine vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki onlar (büyüyüp) güçlü çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Bunları, ben kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzü budur. Kehf  78-82,

 

Kuran’ın emirleri gereği bunlara siz de inanıyorsunuz ama söz Hz. Muhammed’e gelince onu gözden düşürme Peygamberliğini gölgeleme ve insanların kafasına onunla ilgili şüphe sokma taktiğiniz hazır. “O, geleceği bilemez, Kerbela diye bir yerden haberi bile yoktu” Bunu yaparken tek dayanağınız Kuran’ın gaybı Allah'tan başka kimsenin bilmeyeceğini vurgulamış olması. “Gayb’ın (görünmez bilginin) anahtarları, O’nun yanındadır, onları O’ndan başkası bilmez.” Enam 59

 

 Yukarıdaki meal size ait. 114 surelik Kuran’dan aklınızda kalan sadece bu mu?

 

 “Onları O’ndan başkası bilmez” demişsiniz. Doğru. Eğer Gaybın tamamı söz konusu ise gaybın tamamını ondan başkası bilemez. Ama onun izin verdiği ölçüde az biz kısmını iyi birileri niye bilmesin? Yukarıdaki ayetlerde Hz. İsa’nın ve Allahın kullarından birinin Allahın izniyle gaybın az bir kısmın bildiğini gördük. Enam 59. ayette anlatılan, gaybın tamamını Allahın bildiği şekli ve bildiği kadarıyla kimsenin bilemeyeceği. Diğer ayetler ise Allahın izin verdiği ölçüde sayılı kişi tafından gaybın az bir kısmının bilinebileceğini gösterdi. Peki bu kanaate nereden ulaştık diye soracaksınız. Cin Suresi 26-27. ayetler “gaybı bilen O’dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez.Ancak râzı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar” diyor. Yoksa sizin gözünüzde Hz. Muhammed elçi değil mi? Eğer Hz. Muhammed Peygamber ise ama Peygamber ise bu ayetler göre gaybın az bir kısmını biliyor demek. O halde emin olun Kerbele’yı da o gün keşfedilmemiş olan Amerika’yı da biliyordu. Fatma’nın kendisinden sonra çok az yaşayacağını da Emevi saltanatına Fatma’nın değil Ayşe’nin tanıklık edeceğini biliyordu. Ama bir şartla. Peygamberse eğer…  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine